Hemoroid
Anal Hastalıklar Tanı Tedavi

Obezite Hastalığı

Obezite nedir?

... obezite resim-1

Obezite, vücutta aşırı yağ doku kütlesi varlığı olarak tanımlanabilir.

Kilo ölçümü obeziteyi tam olarak yansıtmaz, zira yağ dokusu kas dokusuna göre oldukça düşük hacimsel kütleye sahip bir dokudur. Vücudunda yoğun kas doku bulunduran kişiler, artmış yağ dokusuna sahip olmamalarına rağmen daha fazla kilolu olabilirler. Kilo durumu ve hastalık riski ilişkisini yansıtması yönüyle en sık kullanılan metod vücut kitle indeksi(BMI)dir. Vücut kütle indeksi, kilonun boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır.(kilo/boy2)

Vücut kitle indeksi= Ağırlık (kg) / Boy uzunluğunun karesi (m2)

Obezite neden kaynaklanır?

İnsan vücudu normalde, enerji alımının enerji tüketimi ile eşit düzeyde sürdüğü bir denge halinde bulunur. Bu denge enerji alımının artışı ya ve enerji tüketiminin azalışı yönünde bozulursa, obezite meydana gelir. Vücut yağının aşırı birikmesi, çevresel, sosyal ve ekonomik faktörlerin yanında genetik özelliklerden de büyük oranda etkilenir. Kimi bireylerde kalıtsal olarak obeziteye yatkınlık vardır ve yağ depolarının değişkenliği büyük oranda genetik faktörler ile belirlenir.

Obezite daima beslenme ve yaşam düzeninin bozukluğundan ya da genetik eğilimin yarattığı risk faktörünün sonucunda ortaya çıkmaz. Obezite bazı hastalıklarda ve bazı ilaçların kullanımı sonucunda da ortaya çıkabilir. Obezitenin ikincil nedenleri arasında hipotalamusta hasar, hipotiroidizm, Cushing sendromu, hipogonadizm, insülin salgısını artıran tümörler yer alır. Bunun yanında, antidiyabetik ajanlar(insülin, sülfonilüre,..), glukokortikoidler, psikotropik ajanlar, antidepresanlar ve antiepileptik ilaçlar da ilaca bağlı obeziteye neden olurlar.

Obez hastalar incelendiğinde altta yatan etkenlerden belki de en önemlisinin yeme bozuklukları olduğunu görürüz. Kökeni duygusal sorunları doğuran çeşitli travmalara dayanan bu durum kişilerde kendini farklı biçimlerde gösterir. Problemin temelinde, yemek yeme isteğinden ya da iştah artışından daha derin problemler yatar. Kişi kaygısını, kaçışını, üzüntüsünü yemek yiyerek ifade eder.(tepkisel aşırı yeme) Bazen tam tersine hasta yemek yemekten tümüyle vazgeçer ya da yediği yemekten pişmanlık duyarak öğürme refleksi aracılıyla yediği yemeği kusarak çıkartmaya çabalar. (anoreksia, bulimia) Her iki biçimde de ortak olarak yeme bozukluğu olan hastalar yemek ve kilo ile ilgili kaygı içinde yaşarlar. Sürekli olarak ne yediklerini ve ne yiyeceklerini düşünür, kalori hesabı yapar, daima bedenlerini inceler ve tartıya çıkarlar. Yeme bozukluklarının kökeni derin psikolojik olay veya durumlara dayandığı için tedavisi uzun zaman alacaktır, ancak durumu ciddiye alıp tedaviyi geciktirmemek, hastanın tedaviye vereceği yanıt ve hastanın hastalığı daha az zararla atlatması açısından önemlidir.

Yağ doku kütlesinin artışı vücuda nasıl zarar verebilir?

Obezite vücutta doğrudan ve dolaylı yoldan birçok hastalığa zemin hazırlar, tüm dünyada ciddi bir mortalite(ölüm) nedenidir. Günümüzde; kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, safra kesesi hastalığı, diabetes mellitus, endometrium kanseri, meme kanseri, prostat kanseri, kolorektal kanserlerin insidansının(görülme sıklığının) ve bu hastalıkların neden olduğu morbidite(hastalanma) ve mortalite(ölüm) oranlarının artışının primer sorumlusu obezitedir. Obezite ayrıca yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren hastalıklarla da ilişkilidir: uyku apnesi, gut, osteoartrit, ...

Obezite kalıtsal bir hastalık mıdır?

Günümüzde genetik alanda yapılan çalışmalar sonucu, bazı gen ve gen mutasyonlarının direkt olarak obezite yatkınlığı ile ilişkili olduğu bulunmuştur, bu genler üzerine çalışmalar sürmektedir. Ancak doğrudan obeziteye yol açan bir genin varlığı söz konusu değildir. Obeziteye eğilim çoğu zaman ailesel geçişlidir, ailenizde obez olan bir ya da daha fazla kişi varsa, siz de risk altındasınız demektir; vücudunuz yağ depolamaya meyilli olabilir. Dengeli bir diyet ve düzenli egzersizi hayatınıza yerleştirin.

Obezitenin tedavisi var mıdır?

Ne yazık ki obezite, kısa süreli tedavilerle ortadan kaldırılabilecek bir tablo değildir. Obezite kronik bir durumdur, yaşam boyu tedavi ve stabil bir hayat tarzı değişikliği gerektirir. Obezite tedavisinde cerrahi yöntemler kullanılabiliyorsa da bu tedavi şekli ancak hastanın BMI'sine(vücut kitle indeksi), altta yatan diğer hastalıkların varlığına, hastanın yaşına, tedavinin aciliyet gerektirip gerektirmiyor oluşuna göre tercih edilebilir.

BMI>25 kg/m2 olanlarda diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği önerilir. Yeme davranışları, varsa psikolojik nedenlere ya da allta yatan başka nedenlere bağlı yeme bozukluğunun tedavisi gerçekleştirilir. Egzersiz ve diyet ile birlikte hastada kilo kaybı sağlanır.

BMI>30 kg/m2 olan kişilerde veya BMI>27 kg/m2 olup obeziteye bağlı kronik bir hastalığı bulunanlarda, diyet ve egzersiz 3 ay boyunca uygulanmış fakat sonuç alınamamışsa; diyet ve yaşam tarzı değişikliğine ek olarak ilaç tedavisi önerilebilir. Dünya sağlık örgütü tarafından onaylı olan Orlistat, Sibutramin ve noradrenerjik ürünler olmak üzere üç zayıflama ilacı mevcuttur. Bu alanda yeni ilaç çalışmaları ise devam etmektedir. Orlistat, intestinal lipaz inhibitörüdür, bağırsakta yağ emilimini engelleyerek etkisini gösterir. Orlistat'ın yan etkileri arasında yağlı dışkı, karın ağrısı, gaz ve sık defekasyon(dışkılama) yer alır. Yağların emilmeden atılmasını sağlayan orlistat, yağda eriyen vitaminlerin emilimini de engellediği için, uzun süreli kullanımı A,D,E,K vitaminlerinin emilim eksikliği ile ilgili sorunlar ortaya çıakrabilir. Sibutramin, norepinefrin ve serotonin santral geri alım inhibitörüdür, santral sinir sistemini etkileyerek tokluk hissi oluşturur, ancak bu tokluk hissi ilaç kullanıldığı sürece geçerlidir. Sibutramin'in yan etkileri arasında ise, kan basıncında ve kalp hızında artış, ağız kuruluğu, kabızlık ve uykusuzluk yer alır. Ağrı kesiciler, antibiyotikler, antidepresanlar başta olmak üzere birçok ilaçla etkileşimi vardır. Sibutramin, yan etkilerinden dolayı kısa bir süre önce FDA tarafından yasaklanmış ve piyasadan çekilmiştir. Noradrenerjikler ise beyindeki kimyasal uyarıları değiştirerek iştahı baskılayan hafif uyarıcı etkili ilaçlardır. Yan etkileri arasında, sinirlilik, tansiyon ve nabızda artış, kabızlık, ağız kuruluğu bulunmaktadır. Bilinen kalp hastalığı, hipertansiyonu veya psikiyatrik bozukluğu olanlar kullanmamalıdır.

Yan etkilerinin olmasının yanında bu ilaçlar zayıflama konusunda etkilidirler ancak ilaçlara güvenerek, diyet ve egzersiz programı ihmal edilmemelidir, zira diyet ve egzersizle desteklenmediği takdirde, ilaçların etkisi kullanımının bırakıldığı andan itibaren geriye dönecektir. Obezitenin tedavisinde 100 yıldan uzun zamandır kullanılan ilaçların çoğunun yan etkileri nedeniyle yasaklandığı unutulmamalıdır. Obezite tedavisinde yaşam tarzı değişikliği esas olmalıdır.

BMI>40 olanlarda veya BMI>35 olup da şiddetli medikal zorluklar içinde olan hastalarda, farmakoterapi(ilaç tedavisi) ve diğer tedaviye yönelik yaklaşımlar da başarılı olmamışsa ve kişinin cerrahiyi tolere etme kapasitesi bulunuyorsa cerrahi tedavi tercih edilir.

Obezitenin cerrahi tedavisi nasıl gerçekleşir, yan etkileri nelerdir?

Obezitenin cerrahi yöntemlerle tedavisi, temel olarak mide hacminin küçültülmesine dayanır. Bu amaçla en sık kullanılan yöntemler, gastric bypass, tüp mide, mide balonu ve mide bandıdır.

Gastric Bypass nedir?

... obezite resim-2

Bu ameliyat çok yeme eğilim olan hastalardan ziyade, yüksek kalorili besinler tüketme eğiliminde olan hastalarda etkindir. Midenin hacminin küçültülmesine ek olarak midenin gıda emilim kapasitesi de düşürülerek yenilen gıdanın büyük kısmının emilimi gerçekleşmeden atılmasını sağlar. Ancak eksik emilim, bazı vitamin ve minerallerin de eksik emilimi anlamına geleceği için yine hekim kontrolünde takviye alınması şarttır.

Tüp mide nedir?

... obezite resim-3

Midenin fundus denilen üst büyük kenarının çıkarılması işlemidir. Bu ameliyat iki yönden kilo vermede etkilidir. Birincil etki mide hacminin küçülme ile oluşan etkidir. İkincil etki ise, çıkarılan mide fundus bölümünden salgılanan ghrelin hormonu düzeyindeki anlamlı düşme ile gerçekleşir. Ghrelin, beyin iştah merkezini uyararak iştah artışına yol açan bir hormondur. Daha az salgılanması, iştah azalması anlamına gelmektedir. Hastalar ameliyattan sonra yine hekim kontrolünde bazı besin t... obezite resim-4akviyeleri almalıdır.

Mide balonu nedir?

Diğer mide küçültme ameliyatlarının aksine bu yöntem, genel anestezi gerektirmediğinden ve yüksek komplikasyon riski taşımadığından oldukça popülerdir. Endoskopik olarak mideye ilerletilen balonun, midede yer kaplayacak şekilde 400-700cc civarı sıvı ya da hava ile şişirilmesi işlemidir, mide iç hacminin küçülmesini sağlar. Mide balonunun midede kalma süresi maksimum 6 ay olmalıdır. Hastadan beklenen 6 ay içerisinde yaşam tarzında değişikliğe gitmesi ve 6aydan sonraki tedavisini egzersiz ve diyetle yürütmesidir. Ancak gerekli görülürse yeni bir mide balonu da takılabilir.

Mide bandı(mide kelepçesi) nedir?

... obezite resim-5

Etki mekanizması olarak yine mide hacminin küçültülmesine dayanan bu yöntemde, midenin üst bölümüne 15-20 cc haciminde silikon bir bandın takılır. Amaç midenin yemek borusunda sonra başlayan giriş bölümünde küçük bir mide oluşturmaktır. Bu küçük midede iç hacim küçüleceği için gıda alımı da azalacaktır. Bu bant, istendiğinde şişirilebilir yapıdadır, böylece oluşturulan küçük mideden alt mideye ne hızda geçiş olacağı da hastaya uygun olarak düzenlenebilir. Hasta ameliyattan sonra beslenmesine çok dikkat etmeli, hekimin verdiği kurallara harfiyen uymalıdır. Kelepçe uygulanması hastalarda bazı riskleri de beraberinde getirileceği için (kelepçenin kayması, mide içine ilerlemesi, enfeksiyon gelişimi, katı besin alımına problemler, ...) hasta bu ihtimaller konusunda yeterince bilinçlendirilmiş olmalıdır.

Obezite önlenebilir bir hastalık mıdır?

Kişide obezitenin nadir nedenlerinden olan hipotalamik hasar, insülin salgısını artırıcı tümör, Cushing sendromu gibi ciddi hastalıklar yoksa, obezite tamamiyle önlenebilir bir hastalıktır. Obezite ile mücadele, kabaca enerji alımının kısıtlanması ve enerji harcanmasının artırılması ile gerçekleşir. Kişide psikolojik durumun düzenlenmesi genellikle diyet ve egzersiz için uygun zemini hazırlayacaktır. Aksi takdirde kişi, diyet ve egzersiz programına uymayacak ve kendini tekrar tekrar suçluluk ve pişmanlık duygularının içinde bulacaktır. Bu kısır döngü tekrarladıkça içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.

Yüzme, yürüyüş, bisiklet gibi kardiyo egzersizler hem birçok kas grubunu bir arada çalıştırması hem kardiyovasküler dayanıklılığı artırması yönünden önerilir. Obez olma riski taşıyan kimseler haftada 3-4 kez 40-50 dakika süresinde yapılacak olan tempolu yürüyüş ve dengeli bir beslenme düzeni ile vücutlarını eski ayar mekanizmasına döndürebilirler. Düzenli yapılan egzersiz, tüm gün boyu daha çok enerji harcanmasını sağlar, diyet sırasında meydana gelecek halsizliği önler, yağlı yiyecekler yönündeki iştahı baskılar, kas kaybını önler ve mutluluk hormonu salgılatır. Uygun diyet ve egzersiz, obezite riskini hayatınızdan çıkarmanın en kolay yoludur.